70 yaş gerçekten yeni 60 mı?

0
207

Dedelerinizin ninelerinizin ya da yaşınıza göre onların anne ve babalarının fotoğraflarına bir göz atacak olursanız bedenlerinin iki büklüm, yüzlerinin buruş buruş olduğunu ve 60’lı yaşlarını sürmelerine karşın yaşamdan elini eteğini çekmiş gibi durduklarını görürsünüz. Oysa günümüzün düzenli spor salonlarına giden, dinç ve enerjik altmışlıklarına baktığınızda tam tersi bir durumla karşılaşmanız çok daha olası.

Farklı on yıllarda dünyaya gelmiş olan insanların karşılaştırıldığı son araştırmalarda yaşlanma süresince meydana gelen gerçek fiziksel ve zihinsel farklılıkların saptanması amacıyla yukarıda sözü edilen bu yüzeysel izlenimlerin çok daha derinlerine inildi. Bu araştırmalarda belirli alanlarda gelişmelere tanık olunmakla birlikte, bu durumun herkes için geçerli olmadığı ve gelişmelerin görünürde toplumsal, davranışsal ve ekonomik etmenlerle ilintili olduğu görüldü.

DOĞUM YILI ÖNEMLİ

Finlandiya’da yapılan -birinde fiziksel yaşlanmanın, ötekinde bilişsel yaşlanmanın incelendiği- iki farklı araştırma kuşaklar arasındaki değişimin ayrıntılarını çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Jyväskylä Üniversitesi yaşlılık bilimi (gerontoloji) uzmanlarından Taina Rantanen gözetiminde yapılan araştırmada, 1910 ve 1914 yıllarında doğan yetişkinlerle yaklaşık 30 yıl sonra dünyaya gelenler karşılaştırıldı. Her iki yaş grubu da sırasıyla 1989 ve 1990 ile 2017 ve 2018 yıllarında incelemeden geçirildi. Araştırmanın en güzel yanı her iki yaş grubuna da önce 75 yaşında ve ardından 80 yaşında yüz yüze gelinerek 6 fiziksel deney ile 5 bilişsel yeteneğin ölçüldüğü sınamalardan oluşan aynı deneyler dizisinin uygulanmış olmasıydı. Oysa topluluk araştırmalarının büyük bir çoğunluğunda, çoğu kişinin öz değerlendirmelerine dayanan, daha dar kapsamlı ölçütlere bakılmaktaydı.

Sonuçta, daha sonra doğan grubun daha hızlı yürüyebildiği, bu kişilerin elleriyle nesneleri çok daha sıkı kavrayabildikleri ve alt bacak kaslarının daha güçlü olduğu görüldü. Bu ölçütler, güçsüzlük ve ölüm oranları açısından güvenilir göstergelerdi. Bilişsel deneylerde de daha sonra doğanların sözel akıcılıkta (üç dakikada K ile başlayan daha çok sayıda sözcük saymak) ve karmaşık bir parmak oynatma görevine hızlı tepki vermede daha başarılı oldukları, dahası, sayılarla simgelerin eşleştirildiği bir sınavdan daha yüksek puanlar aldıkları görüldü.

AKCİĞER FONKSİYONU AYNI

Ancak araştırmacılar kuşaklar arasındaki farklılıkların her şeyi kapsamadığına, akciğer fonksiyonu değerlerinin şaşırtıcı bir biçimde aynı kaldığına ve -bir olasılıkla son dönemlerde okullarda ve gündelik yaşamda ezberleme yetisi eskisi gibi önemsenmediğinden olsa gerek- bir dizi sayının anımsanmasını gerektiren kısa süreli bellek sınavında bir ilerleme kaydedilmediğine tanık oldular.

Danimarka’da yapılan 2013 tarihli bir araştırma da doğum yılıyla bağlantılı farklılıkların çok ileri yaşlara dek sürebileceğini ortaya koyuyordu: 1915 yılında dünyaya gelen 95 yaşındakilerin bilişsel bir sınavda 1905 doğumlu 93 yaşındakilerden çok daha başarılı oldukları görüldü. Araştırmada daha geç bir tarihte doğan grubun yürüyüş hızı ve kavrama gücü açısından herhangi bir üstünlük göstermediği ancak o grubun üyelerinin -banyo yapma ve giyinme gibi- günlük yaşam etkinlikleri konusunda daha becerikli oldukları da görüldü.

NEDENLERİ ÇEŞİTLİ

İnsanların daha iyi yaşlanmalarının çeşitli nedenleri var. Bu nedenlerin başında daha iyi sağlık hizmetleri ve sigara içme oranlarındaki düşüş geliyor. Fiziksel işlevlerin irdelendiği Finlandiya araştırmasının baş yazarı Kaisa Koivunen’e göre daha geç tarihte doğan yetişkinlerde en ağır basan unsur onların fiziksel açıdan çok daha etkin olmaları ve daha iri bedenlere sahip olmalarıydı. Bu da onların daha sağlıklı beslendiklerine işaret etmekteydi. (1943 yılında Finlandiya okullarda ücretsiz öğle yemeği veren dünyanın ilk ülkesi oldu.) Beyinsel işlevler konusunda en önemli etmenin de eğitim görme süresi olduğu görülüyordu.

EĞİTİM ETKİLİ

ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü yöneticilerinden Luigi Ferrucci, eğitimin yaşlanma ve sağlık açısından son derece güçlü bir etki yarattığını belirterek “Daha iyi bir eğitim sayesinde bir olasılıkla gelir düzeyiniz de daha yüksek olacaktır. Bu da doktora gitme, iyi beslenme ve bedene zarar vermeyecek bir işe sahip olma olasılığının da daha yüksek olması anlamına gelir” diyor. Gelir düzeyi yüksek olan ülkelerde bu tür üstünlüklerin yalnızca yaşam süresini uzatmakla kalmayıp bu sürenin çok daha sağlıklı bir biçimde geçirilmesine de olanak tanıdığı görülüyor.

Kısacası günümüzde 70 yaş belli olanaklara sahip olan şanslı bir kesim için yeni 60 olabilir ama herkes için aynı durum söz konusu olmayabilir.

Herkese Bilim Teknoloji dergisinin katkılarıyla hazırlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here