Vajinismus tedavisinde bilişsel davranışçı terapi

0
375

Cinsel işlev bozukluğu, “Kişinin istediği biçimde cinsel ilişkide bulunmasını engelleyen” bozukluklara verilen isimdir. Cinsel ilişki, ilgi ve istek, uyarılma, doyum ve rahatlama olmak üzere dört aşamadan oluşur. Bu aşamaların birinde veya bir kaçında engellenmenin ortaya çıkması cinsel işlev bozukluklarına yol açar. Bu bozukluklardan bir tanesi de Vajinusmus olarak adlandırılan cinsel ağrı bozukluğudur.

Vajinismus bir kadının istediği halde vajinasına penis, parmak veya başka bir cismin girememesi olarak tanımlanabilir. Bu tabloya değişen derecelerde istemsiz kas kasılmaları, fobik kaçınma ve ağrı duyma korkusu eşlik eder. Vajinaya hiç penis girişi öyküsünün olmaması birincil vajinismus olarak adlandırılırken, önceden vajinal giriş öyküsünün olması ikincil vajinismus olarak adlandırılır.

DSM-IV-TR’ye göre vajinismus bir kadın cinsel işlev bozukluğudur ve vajinanın dış üçte birindeki kaslarda koitusu engelleyecek bir biçimde, yineleyici ya da sürekli olarak istem dışı kasılmanın olmasıdır (Amerikan Psikiyatri Birliği 2000). Bu istemsiz kasılmalar vajinal geçişi daraltan fiziksel bir tepkidir ve bu da cinsel birlikteliğin gerçekleşmemesine ya da ağrılı olmasına neden olmaktadır. DSM-5’te (Amerikan Psikiyatri Birliği 2013) vajinismus, geniş bir ağrı ve penetrasyon sorununu kapsayan ve yeni bir tanı kategorisi olan Cinsel Organlarda-Pelviste Ağrı/İçe Girme Bozukluğu içine dahil edilmiştir. Vajinismusun dünya genelinde yaygınlığı %1-7 arasında iken klinik koşullarda oranın %5-17 arasına çıktığı belirtilmektedir. Ülkemizde bu oranların farklı çalışmalarda (çok daha yüksek olduğu (sırasıyla, %41,7, %58,06, %41) görülmektedir.

Bu farklılıkta doğu toplumlarının bekareti özendirici, evlilik öncesi cinsel ilişkiyi yasaklayıcı tutumlarının ve bu ülkelerde verilen cinsel eğitimin yetersiz oluşunun etkili olduğu düşünülür.

Vaginismus belirtileri Vlaeyen ve Linton’ın korku-kaçınma modeli ile açıklanabilir. Bu modele göre vajinal girişin bir felaket şeklinde yorumlanması cinsel birleşme sırasında korkunun artmasına neden olur. Bu durum dikkatin bedensel duygular ve ağrı üzerine odaklanmasını sağlar, vajinal giriş denemeleri sırasında pelvik kas kasılmaları oluşur. Yineleyen kas kasılmaları ağrılı ve başarısız denemelere neden olur. Başarısız deneme sayısının artması ise, kişinin olumsuz düşüncelerini besler. Cinsel birleşmeyi sağlayamamanın oluşturduğu yetersizlik duygusu, denemeler sırasında ağrı olacağı düşüncesi veya korkusu vajinismuslu kadınlarda sık görülen sorunlardandır. Bu sorunlar cinsel uyarılmayı baskılayarak diğer cinsel sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir (isteksizlik, orgazm sorunları). Yetersiz uyarılma ile birlikte vajinada ıslanmanın yetersiz olması vajinaya penis girişini daha da zorlaştırarak vajinismus belirtilerini artırabilir. Bu şekilde vajinismus ve onun neden olduğu başka cinsel sorunlar hem vajinismuslu kadınların, hem de eşlerinin yaşam kalitesini etkileyebilir.

Vajinismusun neden olduğu cinsel sorunları hedefleyen tek tedavi bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapidir. Bu tedavi utanç, yetersizlik, çaresizlik duyguları ile boğuşan çiftlere ruhsal destek sağlar, onların anksiyete düzeyini azaltır ve yanlış inanışlarının düzeltilmesini sağlar. Bu şekilde bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapi vajinismuslu kadınların vajinismus dışındaki cinsel sorunları veya onların eşlerinin cinsel sorunları için faydalı bir yöntem olabilir.

Bilişsel davranışçı bakış açısına göre, yanlış cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasını kolaylaştıran faktörler şunlardır:

Ailenin ve toplumun cinselliğe bakış açısı

Aşırı tutucu ve dindar yetiştirilme biçimi

Eksik ya da yanlış cinsel bilgi

Cinsellikle ilgili gerçek dışı beklentiler

Anne baba arasındaki olumsuz ilişki biçimi

Erken travmatik yaşantılar

Eşler arasındaki iletişim biçimi

Uyarılma eşiğinin yüksek olması

Nevrotik kişilik özellikleri

Yakınlaşma (intimacy) sorunları

Ayrılık anksiyetesi

Cinsel istismara maruz kalma

İnsanlar genelde cinsel sorunlarını bir başkasına açıklamaktan çekinirler. Terapilerde, terapistin cinsel sorun yaşayan kişinin duygularını ve düşüncelerini iyi bir şekilde anlayabilmesi ve sorunun çözümünde yardımcı olması oldukça önemlidir. Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemi oldukça etkilidir.

Bilişsel-davranışçı cinsel terapilerde tedavi sürecini 4 başlıkta ele alabiliriz:

1) İlk yapılması gereken, sorunun ne olduğunu ve sorunla ilgili olarak nelerin değiştirilmek istendiğini anlamak, tedavinin amacını belirlemektir. Cinsellikle ilgili birçok yanlış inanç ve tutumlar cinsel işlev bozukluklarına zemin hazırlamaktadır. Cinsel işlev bozukluğu yaşayan çiftlerin, cinsel bilgi düzeyleri genelde çok düşüktür. Doğru cinsel bilgilendirme ve eğitim ile cinsel bilgi eksikliğinin giderilmesi ve yanlış bilgi ve inançların düzeltilmesi tedavinin ilk basamağını oluşturur.

2) Sorunu hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren faktörleri ortaya çıkarmak. Cinsel işlev bozukluğu yaşayan çiftlerde, sıklıkla hem cinsel hem de cinsellik dışı alanlarda ciddi bir iletişim eksikliği vardır. Çiftlerin birbirlerine ifade etmekte zorlandıkları konular mutlaka konuşulmalıdır. Sevindiği bir şeyi eşine anlatmak, eşinde beğendiği bir yönü eşine ifade etmek, eşinde beğenmediği bir huyu eşine ifade etmek, cinsel içerikli bir yazıyı birlikte okumak, cinsel içerikli bir dergiye birlikte bakmak, cinsel bir fantezisini eşine anlatmak gibi ev ödevleriyle iletişim becerilerinin geliştirilmesi ikinci basamağı oluşturur.

3) Uygulanacak tedavi planını oluşturmak. Terapi sürecinde çiftler zaman zaman ev ödevlerini yapmaktan kaçınacaktır. Seanslarda yapılmayan ödevlerin altında yatan dinamikler sorgulanır, bilinçaltındaki otomatik olumsuz düşüncelerden kaynaklı durumlar tespit edilerek irdelenir. Danışanlara altta yatan olumsuz düşünce, yaşantı ve imajların farkındalığını kazandırarak, daha işlevsel düşünceler edinmeleri konusunda çalışmalar yapılır.

4) Bu aşamada hatalı davranışların yerine doğru davranışların sergilenmesi sağlanır. Vaginismus, erken boşalma, iktidarsızlık gibi farklı cinsel işlev bozukluklarında farklı davranışsal hedefler belirlenir. Cinsel birleşme yasağı, genital alan dışı ve genital duyumlara odaklanma egzersizleri, nefes alma ve gevşeme egzersizleri, aşamalı vagen genişletme egzersizleri, aşamalı koitus egzersizleri, mastürbasyon ve birleşme egzersizleri, hayalleme ve rol yapma egzersizleri, dur ve yeniden başla egzersizleri, sıkma egzersizleri gibi teknik ve uygulamalar bireylere öğretilir.

Cinsel işlev bozukluğuna sahip kişilerin %70 gibi büyük bir oranı, bilişsel-davranışçı terapi yöntemiyle yaşadıkları problemleri aşmaktadırlar. Terapist ile kurulan güven ve samimiyet ilişkisi, ilerlemede oldukça önemli bir rol oynamaktadır.

KAYNAKÇA

“Bilişsel davranışçı yöntemlere dayalı cinsel terapinin vajinismuslu kadınlar ve eşlerinin cinsel sorunları üzerindeki etkileri”, Özdel ve ark. S.129

“Vajinismuslu Çiftlerde Bilişsel Davranışçı Terapinin Cinsel Doyum, Evlilik Uyumu, Depresyon ve Anksiyete Belirti Düzeyleri Üzerine Etkisi”, Türk Psikiyatri Dergisi, 2017;28(3):172-80

“Bilişsel Davranışçı Terapiler”, Türk Psikologlar Derneği Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here