Koronada tedavi yöntemleri: Değişen tek şey bilgi ve birikim

0
51

ANKARA – Çin’de ortaya çıkan, bir milyonun üzerinde kişinin ölümüne yol açan yeni tip korona virüsüne karşı aşı çalışması devam ederken, Covid-19 hastalığına yakalanan kişilerin tedavisinde kullanılacak ilaç araştırmaları da sürüyor. 

Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart’tan bu güne geçen 7 ayda hastalığa neden olan virüse özgü bir anti-viral ilaç bulunmadığı için başka hastalıkların tedavisi için geliştirilmiş, korona virüsü vakalarında etkili olduğu belirtilen bazı ilaçlar kullanılıyor. Uzmanlar, salgının başından bu yana tedavide değişen tek şeyin hekimlerin tecrübe ve bilgi birikimi olduğunu ifade ediyor.  

COVİD-19 TEDAVİ SÜRECİ İKİ AŞAMALI İLERLİYOR 

İlacı ve aşısı olmayan Covid-19 tedavi süreci iki aşamalı ilerliyor: Hastanede tedavi edilenler, evde takip ve tedavi edilen hastalar. Ayakta tedavi uygulanan hastalar için süreç ilçe halk sağlığı müdürlüklerinde görevli uzman hekimler ile birlikte filyasyon ekipleri tarafından yürütülüyor. PCR testi pozitif çıkan ancak semptom barındırmayan kişilerin evde tedavi süreci 10 gün izolasyon şeklinde devam ediyor.  

‘DSÖ’NÜN TEDAVİ PROTOKOLÜNDEN ÇIKARDIĞI HİDROKSİKLOROKİN İLACINI KULLANIYORUZ’ 

Bu süreçte hastalara Dünya Sağlık Örgütü tarafından tedavi protokolünden çıkarılan, Türk Tabipleri Birliği’nin itiraz ettiği ve ilgili uzmanlık derneklerinin de önermediği; sıtma tedavisinde kullanılan Hidroksiklorokin yani plaquanil ve bir antiviral Favipiravir kullanılıyor. Virüslerin çoğalmasını engellemeyi hedefleyen bu ilacın da korona virüsü tedavisinde faydalı olduğunu kanıtlayan kesin bir çalışma yok.  

‘HİDROKSİKLOROKİN KARDİYAK PROBLEM YARATABİLİR’

Pandeminin başında hastaneye yatan hastalarda kullanılan ancak sonraki dönemlerde korona virüsü hastalarında yan etkisi olduğu ifade edilen hidroksiklorokin ilacının Sağlık Bakanlığı protokolünde hâlâ yer aldığını ifade eden Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Karakoç şunları söyledi: “Genel durumu kötü olan, yaş fark etmeksizin risk faktörü taşıyan yataklı tedavi kurumlarına yatırılan hastalar için pandeminin başında bir antibakteriyel; antibiyotik olan Azithromycin ilacı ile Hidroksiklorokin kullanılıyordu. Bu ilaçlar kardiyak yan etkileri düşünülerek yatan hastalarda kardiyolojik problem oluşmaması için EKG çekilerek uygulanıyordu. Hatta bu süreçte kardiyak nedenlerle hayatını kaybeden hastalarımız da oldu. Ancak bunun ilacın yan etkisinden mi, gerçek kardiyak kaynaklı mı olduğunu tabii ki bilmiyoruz. Şu an Hidroksiklorokin ilacı kardiyak yan etkilerine rağmen evde tedavi gören hastalara herhangi bir tetkik yapılmadan tamamen körlemesine başlanıyor. Kendi pratik uygulamamızda bu ilacı kullanmıyoruz.”

Ali Karakoç

KORONADA UMUT VEREN TEDAVİ DEKSAMETAZON 

Korona virüsü tedavisinde ölümleri azalttığı belirtilen bir diğer ilaç ise Deksametazon. Daha önce alerji, astım ve enflamasyon tedavisinde kullanılan ilacın İngiltere’de yapılan araştırmalarda solunum cihazına bağlı hastalarda ölüm oranının üçte bir, oksijen desteği alan hastalarda da beşte bir azaldığını gösterdi. Karakoç, ”Deksametazon sadece yataklı tedavi kurumlarında genel durumu orta ve kötü olan hastalara intravenöz (damar yolu) ile başlanıyor” dedi. 

PLAZMA TEDAVİSİ RİSKLİ HASTALARDA İLK 5 GÜN UYGULANMALI 

Türkiye’de korona virüsüyle mücadelede bir yöntem de “immün plazma tedavisi.” Bu yöntem iyileşmiş Covid-19 hastalarının kanından alınan ve virüse karşı antikor içeren plazmanın Covid-19 hastalarına uygulanıyor. Karakoç plazma tedavisinin risk faktörü yüksek olan hastalarda erken dönemde -ilk 5 gün- uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. 

Öte yandan Karakoç, tedavinin katkısına ilişkin ise şunları söylüyor: “Son dönemde yapılan araştırmalarda çok büyük bir katkı göstermediği ifade edilse de bunlar küçük çaplı çalışmalar.” 

KORONA VİRÜSÜNDE KAN PIHTISI TEHDİDİ: ASPİRİN, CİLT ALTI İĞNESİ 

Yapılan çalışmalara göre ağır Covid–19 hastalarının üçte birinde tehlikeli kan pıhtılaşmaları yaşanabiliyor. Pıhtıların akciğer, kalp, beyin gibi büyük organlara ulaşması ve kan akışını kesmesi kalp krizi, felç, organ yetmezliği ve emboliyi tetikliyor. 

Ali Karakoç, bu süreçte hastalara Antikoagulan ilaçlar başlandığını belirterek “Bunlardan biri ağız yolu ile uygulanan aspirin. İkincisi ise cilt altına küçük bir iğne ile yapılan ilaç. Şu anda yataklı tedavi kurumlarında ve evde tedavi gören hastalarda rutin olarak kullanılıyor. Cilt altına küçük bir iğne ile yapılan ilaç evde tedavisi uygulanan bazı hastalara da veriliyor. Şeker hastalarının kendilerine yaptığı insülin iğnesine benzer bu iğnenin ilk etapta hastaya nasıl yapılacağı gösterilmeli” dedi.

ONAYLI TEK İLAÇ REMDESİVİR TÜRKİYE’DE KISITLI SAYIDA VAR  

ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından Covid–19 tedavisinde kullanımına tam onay verilen ilk ilaç Remdesivir. Bu ilaç riskli vakalarda kurul kararıyla hastaya temin ediliyor. Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Karakoç maliyeti yüksek olan bu ilacın sadece riskli hastalarda kurul kararıyla verilmesinin uygun olduğunu, ancak ülkede yaşanan sosyo-ekonomik eşitsizliklerden kaynaklı olarak maddi durumu iyi olan ailelerin söz konusu ilacı yurt dışından kendi imkânları ile getirterek uyguladıkları ile ilgili duyumlarının olduğunu belirtiyor. 

COVİD-19’DA YOĞUN BAKIM SÜRECİ: ’STOKİN FIRTINASI’ TEHDİDİ  

Korona virüsünün etkileri kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Covid-19’a yakalanan bazı insanlarda hiçbir semptom görülmezken, bazı insanlar yoğun bakımda tedavi görüyor, solunum yetmezliği yaşıyor, bir kısmı da hayatını kaybediyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmettin Ünal’a göre bunun temel sebeplerinden birisi kişilerin bağışıklık yanıtlarının farklılık göstermesi. Korona virüsünün yoğun bakım tedavisi sırasında yaşanan ‘Sitokin fırtınası’ adı verilen süreçte (vücudun savunma hücrelerinin bazen hem virüsü hem de sağlıklı hücreleri öldürmesi) hastaların durumlarının kötüye gittiğini ifade eden Ünal, “Sitokin fırtınası olarak özetlenen süreç bağışıklık sisteminin virüse, bakteriye veya kendisine zarar verecek her türlü etmene aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkıyor. Yani insan vücudu, sitokin yanıtını virüse veya başka zaralı etmenleri yok etmek için üretiyor. Normalde bu yanıtın vücutta hasar oluşturacak nedenin boyutu ile orantılı olması ve tehdit ortadan kalktığında bu moleküllerin üretiminin durması gerekiyor. Ancak bir sitokin fırtınasında bağışıklık sistemi onları gereğinden çok fazla  üretiyor ve üretmeye devam ediyor. Sonuçta vücudu, organları korumak için zararlı etmene karşı oluşturulan bu yanıt vücudun kendi organlarına zarar vermeye başlıyor” diyor.

KORTİZON GRUBU İLAÇLARIN YAŞAM BEKLENTİSİNİ ARTIRDIĞI GÖSTERİLDİ

Ünal, böyle durumlarda asıl nedeni yok etmek için ve abartılı sitokin yanıtını bloke etmek için farklı gruplardan ilaçlar ve tedaviler kullanıldığını kaydederek şunları söylüyor:

“Bu ilaçlardan ilki virüsleri yok etmesi için kullanılan antiviraller. Şu anda kullanılmakta olan antivirallerden hiç birisinin Covid-19’da yaşam beklentisini arttırdığına dair kanıt yok. Diğer grup ilaçlar ise aşırı sitokin yanıtını baskılamaya yönelik ilaçlar. Bu amaçla kullanılan kortizon (steroid) grubu ilaçların şiddetli Covid-19 vakalarında yaşam beklentisini arttırdığı gösterilmiş. Yine bu amaçla kullanılan ilaçlardan birisi de eklem iltihabı hastalarının bağışıklık sistemini baskılaması için üretilen Tocilizumab adlı ilaç. Bir diğeri de Anakinra adlı ilaç. Ama bunların etkisi ile ilgili net bir çıkarım yapmak mümkün değil.”

YÜZÜSTÜ VE OKSİJEN TEDAVİSİ

Bunun dışında kullanılan diğer tedaviler ise Covid- 19 enfeksiyonu sırasında tetiklenen diğer organ fonksiyon bozukluklarının yaşamı sonlandırmasına engel olmak, organların iyileşmesi için zaman kazandırmak için kullanılan destek tedavileri.

Necmettin Ünal, Covid-19 sırasında en sık karşılaşılan organ fonksiyon bozukluğunun solunum sistemindeki bozukluk olduğunu belirtiyor. Ünal, “Bu amaçla özelikle yoğun bakımda tedavi gören hastalarda etkili ve faydalı bir yöntem de yüzüstü yatırma. Covid–19 hastaları yüzüstü yatırıldığında kana oksijen geçişi artıyor ve daha rahat nefes alıyorlar. Yüzüstü yatma ile birlikte farklı oksijen tedavi yöntemleri de uygulanmakta. En son aşamada hastalar entübe edilerek suni solunum cihazlarına bağlanıyor” diyor.

ÖLÜMLERİN NEDENİ SEPSİS

Korona virüsüne bağlı ölümlerin nedeninin sepsis olduğunu ifade eden Ünal, şunları söylüyor: “Hastaların ölüm nedenleri sepsis. Herhangi bir enfeksiyona karşı vücudun düzensiz bağışıklık yanıtı sonucunda organ fonksiyonlarının bozulma durumudur sepsis. Düzensiz bağışıklık yanıtı, bağışıklık yanıtının yetersiz olması ya da fazla olmasıdır. Bağışıklık yanıtı yetersiz olduğu takdirde virüs veya bakteriler vücudu işgal ederek ölüme yol açıyorlar. Bağışıklık yanıtının fazla olması durumunda ise vücut, bakteri öldürmek için orantısız güç kullanıyor. Böyle olduğu zamanda virüsü, bakteriyi yok etmek isterken vücudun kendi dokularına da zarar vermeye başlıyorsunuz. Buna da sitokin fırtınası deniyor. Bu tablonun özet olarak adı sepsis’dir.”

Necmettin Ünal

AŞI BULUNUNA KADAR ETKİLİ İLAÇ YOK

Türkiye’de korona virüsü tedavinde başından bu yana değişen tek şeyin hekimlerin tecrübe, bilgi birikimi ve özverisi olduğunu belirten Ünal, “Tedavi yöntemleri zaten doğrudan korona virüse etki eden ilaçlarla uygulanmıyor. Dolayısıyla virüsün aşısı bulunana kadar etkili bir ilaç maalesef ki yok. Yakın zamanda Pfizer ve BioNTech firmalarının geliştirdiği korona virüsü aşısı ile ilgili araştırmaya gönüllü olan Necmettin Ünal, “Ben bu aşıya çok inanıyorum, kendimi de iyi hissediyorum” ifadelerine yer veriyor.

Yakın zamanda Pfizer ve BioNTech firmalarının geliştirdiği korona virüsü aşısına gönüllü olan Necmettin Ünal, “Ben bu aşıya çok inanıyorum, kendimi de iyi hissediyorum” ifadelerine diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here