Hava kirliliği trafik kazalarından 6 kat daha öldürücü

0
361

İSTANBUL – Doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu, Türkiye’nin hava kirliliği raporunu açıkladı. “Kara Rapor 2020: Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri” başlığıyla yayımlanan rapor, Türkiye’nin dört yıllık hava kirliliği ve bu kirlilikten kaynaklanan önlenebilir can kayıpları verilerini ele alıyor.

Raporun kamuoyuyla paylaşıldığı basın toplantısında konuşan Temiz Hava Hakkı Platformu üyelerinden Yuva Derneği temsilcisi Dr. Pınar Özfırat, Covid-19 pandemisi sebebiyle mart ayının ortasından haziran ayının başına kadar devam eden karantina döneminde bazı illerde hava kalitesinin iyileştiğine dikkat çekiyor. Özfırat, bu iyileşmeyi devam ettirecek yapısal önlemler alınmadığı için normalleşmenin başladığı haziran ayı itibarıyla hava kirliliğinin arttığını belirtiyor; “Trafikte kullanılan fosil yakıtların azalması özellikle beş büyük şehirde yani Adana, Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir’de azot dioksit seviyelerinin düşmesini sağladı. Ancak haziran ayında seyahat yasaklarının kaldırılmasıyla azot dioksit seviyelerinde hızlı bir artış görülüyor.”

‘ÇOCUKLARDA ASTIM ATAKLARI VE DİKKAT EKSİKLİĞİNE YOL AÇABİLİYOR’

Platformun üyelerinden Türk Nöroloji Derneği temsilcisi Doç. Dr. Semih Ayta, hava kirliliğinin genleri etkilediğine dikkat çekiyor. “Gebelik öncesi, anne karnındaki dönem, erken çocukluk ve yaşlılık dönemlerinde partikül maddenin etkilerine yatkınlık artıyor. Çocuk hastalarda yapılan çalışmalar, hava kirliliğinin genlerde yarattığı etki sonucu astım ataklarını tetiklediğini gösteriyor. Çocukların zeka düzeylerini de etkiliyor, dikkat eksikliğine yol açabiliyor. Ayrıca, yeni çalışmalar partikül maddeye maruz kalmanın depresyon gibi mental hastalıklarla da ilişkili olduğunu göstermiştir.”
Hava kirliliğinin bir sonucu olan partikül maddelerin doğrudan akciğerlere ulaşıp dolaşım sistemine karıştığını belirten Ayta, şöyle konuşuyor: “Bu maddeler solunum, dolaşım ve nörolojik sistemizi etkiliyor. Alzheimer ve parkinson hastalığı gibi ciddi bakım yükü gerektiren hastalıkları da kolaylaştırıcı etkisi olabileceği de ortaya konmuş. Yine hava kirliliğinin arttığı dönemlerde epilepsi ve baş ağrısı hastalarının acil başvuruları da artıyor. Bu sadece havadaki partikül madde aracılığıyla olmuyor. Özellikle termik santrallerdeki ağır metallerin toprağa çökmesi sonucu da oluyor.”

‘AFŞİN’DE YENİ SANTRAL SAĞLIK SORUNLARINI ARTIRIR’

Platform’un Greenpeace Akdeniz temsilcisi İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Onur Akgül, “Son dört yıldır hava kirliliği riskli derecede yüksek olan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, iyileştirme yapıldığı söylenerek tekrar çalışmasına izin verilen Afşin-Elbistan A Kömürlü Termik Santrali’nden her gün siyah dumanların yükseldiğini gösteren görüntüler geliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, çevre mevzuatına uyabilmesi için gereken yatırımları yapmamış olan bu santrallerin çalışmasına izin vermemesini istiyoruz. Bölgede çalışan iki kömürlü termik santralin çok yakınına altı yeni santralin daha inşa edilmesi planlanıyor ve sağlık etkileri hesaplanmıyor. Planlanan santrallerin yapılması, şehirdeki hava kalitesini daha da düşürecek, mevcut santrallerin neden olduğu hava kirliliğinden kaynaklanan sağlık sorunlarını daha da artıracak” diye konuşuyor.

‘KANSEROJEN OLAN İNCE PARTİKÜL YETERİNCE ÖLÇÜLMÜYOR’

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ise hava kirliliğinin kronik hastalıklara eğilimi artırdığını ya da bu hastalıkların bir sebebi haline geldiğini söylüyor. “Hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü‘nün önerdiği limitlerin üzerine çıktığında ölümler de artıyor. Baktığınız zaman trafik kazaları kronik bir halk sağlığı sorunudur ve hava kirliliği bunun altı katı kadar ölüme neden oluyor. Bu gerçekten çarpıcı bir bulgudur.”
Öte yandan Türkiye’de hava kirliliğinin sağlık etkilerini hesaplarken çok ciddi veri sıkıntısı yaşadıklarını söyleyen Çağlayan, kanserojen bir madde olan ince partikülün (PM2.5) 60 ilde yeterli ölçülmediğini belirtiyor. Kirliliği doğru hesaplanabilmesi için yılda en az 328 gün ölçüm yapılması gerekiyor.
Çağlayan, “Örneğin, 2019 yılında asgari düzeyde bile veri olmadığı için her 5 ilden 1’inde hava kirliliğinden kaynaklanan sağlık etkilerini hesaplayamadık. Acil olarak istasyonlarındaki ölçüm yapılan gün sayısı açısından veri kalitesinin iyileştirilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

TÜRKİYE’NİN TAM AÇIK VERİ ERİŞİMİ YOK

212 ülkeyi kapsayan küresel hava kalitesi verilerini inceleyen Open AQ tarafından hazırlanan araştırmaya göre dünyada 1.4 milyar insan hava kalitesi verilerine erişemiyor. Open AQ, hava kalitesine tam şeffaf erişim için fiziksel veriler, istasyon seviyesi ve koordinatlar, detaylı zamansal veri ve programlı erişim kriterlerini baz alıyor. Araştırmaya göre 50 milyondan fazla nüfusa sahip en kalabalık ve tam açık veri erişimi olmayan 13 ülke arasında Türkiye 10. sırada yer alıyor. Türkiye’nin tam şeffaf erişim için tanımlanan dört kriterden yalnızca programlı erişime tamamen uyduğu görülüyor.

.

Rapordan öne çıkan bulgular şöyle:
2019 yılında 30 ilde yaşayan yaklaşık 18 milyon kişinin yıl boyunca soluduğu havanın kalitesine dair yeterli veri yok ve her 5 ilden 1’inde hava kirliliğinin sağlık etkileri yetersiz veri nedeniyle hesaplanamadı. 2019 yılında, Türkiye’de hava kirliliği, yeterli veri olan 51 ilin yüzde 98’inde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün sınır değerlerinin üzerinde gerçekleşti.
Türkiye’de hava kirliliği Dünya Sağlık Örgütü kılavuz değerine indirilseydi; 2019 yılında tüm ölümlerin yüzde 7,9’u (31 bin 476 ölüm) ve 2018 yılındaki tüm ölümlerin yüzde 12,13’ü (45 bin 398 ölüm) önlenebilirdi.
2017 yılından beri her yıl hava kirliliği trafik kazalarının 6 katından fazla ölüme sebep oluyor. İstanbul, 2017 yılından beri hava kirliliğine bağlı ölüm sayısının en yüksek olduğu il.

EN FAZLA ÖLÜM İSTANBUL’DA

2017 yılından beri hava kirliliğine bağlı ölüm sayısının en fazla olduğu il İstanbul. 2019 yılında hava kirliliği nedeniyle en fazla ölümün yaşandığı ilk üç il ise sırasıyla İstanbul (3 bin 761), İzmir (2 bin 75) ve Manisa (bin 680) oldu. İstanbul’da 2019 yılında yıllık ortalama partikül madde seviyesi iyileşmiş olsa da; yıl boyunca Sultangazi, Mecidiyeköy, Alibeyköy ve Kağıthane istasyonlarında neredeyse 200’den fazla gün, günlük limitin üzerinde kirli hava ölçüldü.

İl nüfusuna oranla en çok hava kirliliğine bağlı ölümün yaşandığı il ise Iğdır olarak öne çıkıyor. 2019 yılının en kirli havasına sahip Iğdır’da, son üç yıldır sürekli yüksek olan hava kirliliğine bağlı ölüm yüzdesi, ilde yaşanan toplam ölümlerin yüzde 33,5’ini oluşturarak rekor seviyeye çıktı. Raporda, illerdeki kömürlü termik santraller başta olmak üzere sanayi tesisleri ve evsel ısınma amaçlı kömür kullanımının, özellikle coğrafi koşullar dikkate alındığına kirliliğin ana sebebi olduğu vurgulandı.

HAVA KİRLİLİĞİ ÇÖZÜLEMEYEN KRONİK BİR SORUN

.

Son dört yıl boyunca ölçüm ortalamalarına bakıldığında düzenli olarak yüksek derecede kirli hava soluyan Iğdır, Düzce, Manisa, Bursa, Kahramanmaraş, ve Afyon’da hava kirliliği sorununun çözülmeyen kronik bir sorun haline geldiği anlaşılıyor. Ayrıca, Amasya, Bursa, Iğdır, Manisa’da yaşayanlar da son dört yıldır düzenli olarak yılın en az yüzde 68’inde (200 gün) mevzuatta belirtilen günlük sınır değerin üzerinde kirli hava soludu.

EN TEMİZ İLLER: ARDAHAN, TUNCELİ, RİZE

Türkiye’de Ardahan, Tunceli, Rize, Artvin, Bitlis’te hava kirliliği üç yıl üst üste en düşük seviyede ölçüldü. Yine de, bu illerdeki hava kalitesi seviyelerinin bazıları Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği kılavuz değerlerin üzerindedir.

TEMİZ HAVA SOLUMAK İÇİN ÖNERİLER

Platform, sağlıklı bir çevrede yaşamanın en temel şartlarından birisi olan hava kalitesini kalıcı olarak iyileştirebilmek için yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde tüm ilgili ve yetkili kurum ve kuruluşları aşağıdaki belirtilen konularda adım atmaya davet ediyor:
Tüm hava kalitesi ölçüm istasyonlarının veri kalitesinin arttırılması,
Kanserojen olan ince partikül madde (PM2.5) kirleticisinin tüm illerde ölçülmesi ve
İnce partikül madde (PM2.5) için ulusal sınır değerleri içeren mevzuat düzenlemeleri yapılması,
Çevre yatırımlarını tamamlamamış kömürlü termik santrallerin çalışmasına izin verilmemesi,
Planlanan sanayi tesisleri için sağlık etki değerlendirme yapılması,
Halk sağlığını merkeze koyan, sürdürülebilir istihdam ve krizlere karşı dayanıklı modeller oluşturmayı amaçlayan ekonomik toparlanma paketleri oluşturulması.
Raporun tamamına şu linkten ulaşılabilir: https://www.temizhavahakki.com/wp-content/uploads/2020/08/Kara_Rapor_2020.pdf

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here