Şizofreniyi tanımak

0
72

Şizofrenik bozukluklar, aylarca hatta yıllarca süren düşünce ve iletişim bozuklukları, uygunsuz duygulanım ve tuhaf davranışlarla kendini gösteren ağır durumlardır. Şizofrenilerde ayırt edici husus, kişinin gerçeklikle bağının kopmuş olmasıdır. Genç yaşta başlayan bu bozuklukta, birey insanlar arası ilişkilerden uzaklaşarak kendi içine kapanır ve kendine özgü bir dünyada yaşar. Düşünme, duygulanım ve davranışlarda önemli bozulmalarla seyreden şizofreni, çoğunlukla 18-25 yaş aralığındayken kişinin herhangi bir biçimde psikolojik olarak zorlanmasıyla tetiklenir ve ortaya çıkar.

Şizofreni ister hızlı ister yavaş gelişsin, belirtiler çok ve çeşitlidir. Tipik bir başlangıç biçimi yoktur. Belirtiler çok kısa zaman içinde çok renkli sanrılar, acayip davranışlar, taşkınlıklarla gelişebileceği gibi, çok sinsi ve yavaş biçimde de seyredebilir. Sık görülen başlama biçimi, ilgi azalması, dikkat dağınıklığı, kendi bedeni ve kendi düşünceleriyle aşırı uğraşma, zamanın akışına aldırmazlık gibi belirtilerdir. Şizofreni hastaları, hastalık öncesi süreçte genellikle içe dönük, sessiz, yalnızlığı yeğleyen, ilgileri sınırlı kişilerdir. Hastalık başladıktan sonra bu tablo ağırlaşarak devam eder. Duygulanım açısından genellikle olaylara tepkisiz (künt) bir hâle gelirler. Bu duygu azalmasından ötürü vurdumduymaz ve aldırmaz gibi görüntü sergileyebilir ancak bu onların acı çekmedikleri ya da sıkıntıda olmadıkları anlamına gelmez. Yersiz veya anlamsız gülmeleri/ağlamalarının yanı sıra duygulanım açısından uygunsuz bir tutum sergilerler. Diğer bir deyişle kişinin verdiği tepkilerin içinde olduğu durum ya da düşünce içeriğiyle bir bağlantısı yoktur.
Şizofreni hastalarında görülen diğer bir önemli ve ayırt edici belirti, algı bozukluklarıyla ilgilidir. Şizofreni hastalarında iki tip algı bozukluğundan bahsedebiliriz: Halüsinasyon (varsanı) ve yanılsama (illüzyon). Halüsinasyon, ortada bir uyaran yok iken bir algının mevcut olmasıdır.

Sesler/konuşmalar işitmek, hayaller görmek gibi olmayan duyuları algılarlar.Hastalarında sesler duyma şeklinde işitsel halüsinasyonlar, olmayan şeyleri görme şeklinde görsel halüsinasyonlar, var olmayan kokuları duyma şeklinde koku halüsinasyonları ya da bedeninde olmayan duyumlar hissetme gibi dokunsal halüsinasyonlar bulunabilir. Ayrıca bu hastalarda anormal, dağınık davranışlar ve konuşma ile negatif psikotik belirtiler olarak da bilinen çevreye karşı ilgisizlik hali (apati), sosyal içe çekilme, zevk alamama (anhedoni), konuşma yoksulluğu, enerji kaybı, kişisel bakım ve hijyenin azalması gibi belirtiler de görülebilmektedir.

İllüzyon ise mevcut bulunan bir uyaranın yanlış/farklı algılanmasıdır. Örneğin hasta, bir yakınını veya bedeninin bir parçasını bir hayvan gibi algılayabilir. Buradaki temel sorun, şizofrenik bireylerin varsanı ve yanılsamalarını gerçek olarak kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden duyduğu seslerin söylediklerine uygun davranabilir ya da gördüğünü düşündüğü bir hayvandan kaçabilir. Kimi durumlarda bu tepkiler çevredekilere veya kendine fiziksel zarar veren sonuçlar doğurur (mesela şeytan olduğunu söylediği için birini öldürmek gibi). Aynı zamanda, şizofrenik kişilerde hezeyanlar (sanrılar) da görülmektedir. Hezeyanlar, gerçek temeli olmayan, çarpıtılmış yanlış kanaatlerdir ve şizofrenlerin diğer insanlarla ve çevreleriyle kurdukları ilişkileri bozar. Bu tür durumlar daha çok paranoid şizofrenlerde görülmektedir. Örneğin doktorların/eşinin/arkadaşlarının aslında casus oldukları ve projelerini çalmak isteyen bir ülke adına çalıştıkları ve bu yüzden kendisine ilaç vererek konuşturmak istediklerini düşünmek gibi.
Şizofreni hastalarının zekâlarında belirgin bir gerileme olmamakla birlikte hastalığın ileri dönemlerinde belirgin bir yıkıma maruz kalan bireylerde bilişsel bazı işlevlerde bozulmalar (akıl yürütme, soyut düşünme, problem çözme, istemli olarak harekete geçme gibi) ve bellek ile ilgili sorunlar yaşanabilir.
Şizofreni hastalarının düşünce içeriğinde fakirleşme görülebilir. Konuşma kavramsal açıdan zayıf hatta anlamsız olabilir. Bunun sebebi düşüncenin biçimsel bozukluğudur. Düşünce biçimi bozukluğunda sözcükler ve cümleler birbirinden kopar. Düşüncede zaman zaman durma, bir düşünceden diğerine atlama, birçok düşüncenin aynı anda zihne üşüşmesi gibi durumlar yaşayan şizofrenik hastalar, düşüncelerin anlamından çok, seslerin ve sözcüklerin ahengine ya da kafiyesine kendilerini kaptırırlar. Kimi zaman karşısındaki insanların söylediklerini olduğu gibi tekrar ederler. Bazen sözcükleri parçalayıp yeniden bir araya getirerek yeni sözcükler ya da kavramlar tanımlarlar. Kalıplaşmış sözcükler kullanırlar. Fakat şunu belirtmek gerekir: Şizofreni hastaları konuşurken her zaman kesinlikle bu düşünce bozuklukları görülecek diye kesin bir şart yoktur. Öte yandan düşüncelerinin en dağınık parçalanmış olduğu zamanlarda bile, hasta dikkatli izlenirse, düşünce ve davranışları arasında kendi içinde anlamlı bir bağlantı olduğu da görülebilir.

Şizofren bir hastanın düşünce ve davranışları arasında kendi içinde anlamlı bir ilişkinin olmasına dair bir örnek verelim:
–Yanıma yöreme korkular düşüyor, ondan sonra bu korkuları yenmek, başarmak için sigara telkini düşüyor. Sigara üstüne sigara iç diyor bana. Böyle pastaf pastafın dışında ben hiçbir şey aramam. (Pastaf ne demek sorusuna) Pastaf, bilip bilmediğin konuyu dışından uzaklaşmak demek. Yani bilmediğin konularla baş başa kalmak demek.
Şizofreni hastalarının düşünce içeriğinin bozulmasına dair bir örnek ise şöyle olabilir:

-Her şey zamanlanarak gerçekleşiyorsa; daha önceki bir dokümana gönderme yapıyorum. O zaman bazı sınanmış görüşlerden bazı öneriler getirmiştim. Kızımı ilgilendiren bir tane kulağı var. İsmi AYŞE. Bu süt ürünü şurubunu tekrar gözden geçirmek lazım.
Şizofreni hastalarında duygu ve durumlar arasındaki uyumsuzluğa bir örnek olarak ise:

-Çoğu zaman bir şey hakkında konuşurken, aynı anda beş altı farklı şey düşünüyorum. Konuştuğum konuyla hiçbir ilgisi olmayan bir konuya güldüğüm zaman insanlar beni anlamıyor. Bu onlara garip geliyor olmalı. Ancak içimde olanları ve kafamın içinde dönüp duranları görmüyorlar.

Şizofrenin Türleri

Şizofrenilerde türlerin sınıflanması baskın olan belirtilere göre yapılır ve zaman içinde bu belirtiler değişkenlik gösterebilir. Şizofreni türleri hakkında klinik çevrelerde tartışmalar devam etmektedir. Bu yüzden burada herkesin hemfikir olduğu türlere kısaca değininilecektir.

Paranoid Tür: Düşünce içeriğinde bozukluk baskın olan bu tipte saplantılı bir şekilde başkalarını kötü/düşman görme, büyüklük, etki altında kalma gibi fikirlere dayalı sanrılar vardır. Örneğin “beni izliyorlar, bana komplo kurmuşlar, beni öldürecekler” gibi çevrenin kötülüklerle dolu olduğu kanaatleri; “ben Tanrı’yım, ben peygamberim” gibi büyüklük hezeyanları; “beni ışınlarıyla etkileri altında bırakıyorlar. Benim düşümlerimi kontrol ediyorlar” gibi etkilenme hezeyanları görülür.

Dağınık Tür: Duygusuz ve yüzeysel tavırlar sergiler. Dağınık ve düzensiz bir düşünce akışı olan hasta, basmakalıp sözcüklerle kurduğu şeyleri tekrarlar durur. Dağılma ve yıkım çok hızlı gelişir. Kendi iç dünyasında yaşar ve dışarıyla bağlantı kurmaz. Çırılçıplak soyunma, acayip duruşlar, aşırı hareketlilik, başkalarının dediklerini ya da hareketlerini tekrar etme gibi belirtiler görülür.
Katotonik Tür: Katatoni (donakalım) kişinin belli bir pozisyonda uzun süre kıpırdamadan kalması demektir. Hasta dışarıdan ilişki kurmak isteyen hiç kimseye cevap vermez. Yemez, içmez, uyumaz, konuşmaz. Bazen komadaymış gibi yatakta saatlerce kıpırdamadan yatar01.08.2020

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here